Küçük bir martı bu jonathan
Küçük bir martı o kadar.Uçmak istiyorudu Jonathan
Uçmak istiyordu ama farklı..
Jonathan
Bir gün çok yükseğe çıktı Jonathan
Bulutlara değdi kanadı
Ve kendini denize bıraktı.
Ve kendini bıraktı..
Küçük bir martı bu Jonathan
Küçük bir martı o kadar
Uçmak istiyordu Jonathan
Uçmak istiyordu ama farklı..
Jonathan.
Jonathan Livingston anısına..
Richard Bachsayesinde tabi
Edip Cansever'den ruhani seçmeler
Sanki bir akvaryumun içinde
Yapayalnız kaldımda ben
Yanımda başka akvaryumlar
Ve içinde başka birileri
Doğrusu müthişti bu.
Denizin icat ettiği bir mezarlık gibiydik başka değil.
Hepimiz az çok kımıldanıyorduk
Çünkü hepimiz ağzımızı açıyorduk arada..
Ama nafile
Yoktu ses.
Yok bile yoktu ki bir yerde..
Bir dostuma karanfili bile sevdirdi bu adam.
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysa ki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz,içimize bir karanfil düşüyor gibi..
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemde aklımda şu kadarcık kalıyor
Sen o karanfile eğilimlisin
Alıp sana veriyorum işte..
Sen de bir başkasına veriyorsun.Daha güzel.
O başkası yok mu
Bir başkasına veriyor derken karanfil elden ele
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyoru,sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl,beyaza keser gibisine yedi renk..
Birleşiyoruz sessizce.

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini,çıkrık sesini..
Ekmeğin,havanın yumuşaklığını koydu.
Adam masaya;Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu.
Kimi seviyordu,kimi sevmiyordu
Adam masaya onlarıda koydu
Üç kere üç dokuz etti
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı,gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu,uyanıklığını koydu.
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar güce
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu
Baudelaire'den noktayı koymalı.
Her zaman sarhos olmalı. her sey bunda: tek sorun bu. omuzlarinizi ezen, sizi topraga dogru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasina sarhos olmalısınız.
ama neyle? şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. ama sarhoş olun.
ve bazı bazı, bir sarayın basamaklari, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan seye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karsiligini: "sarhoş olma saatidir. zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhos olun durmamacasina! şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder